Öcalan: Pozitivizm yeni dünya dini ilan edildi
Tarih: 1.07.2009 Saat: 10:13
Konu: Haberler


HABER MERKEZİ - PKK lideri Abdullah Öcalan, AİHM’e sunduğu savunmasında pozitivizm ve milliyetçiliğin dönemin dini haline getirilerek toplumu ahlaki değerlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekiyor.



Abdullah Öcalan, AİHM’e sunduğu ‘Demokratik Toplum Manifestosu’ adıyla yayınlanan savunmasında kapitalist modernitenin ideolojisini ve dinselleştirilmesini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor. Kapitalist modernitenin nasıl ki devlet tekeli eliyle ekonomiye yeniden hâkimiyet sağlandıysa, ideolojik tekel hareketinin de benzer biçimde etkileyici olduğunu belirten Öcalan, 19. yüzyıla kadar sadece yeni ekonomik tekellerin (ticari, sınai ve mali) zaferinin sözkonusu olmadığını, ideolojik zaferin de kazanıldığını kaydediyor.

YENİ ÇAĞIN DİNİ POZİTİVİZM

Hıristiyanlık dünyasının din inşa tarzının çözülmesiyle siyasi ve ekonomik ağırlığını yitirdiğini, ideolojik olarak da hızla aşılacağının beklendiğini söyleyen Öcalan, Batı dünyasının pozitivizm denen olguya sarıldığına ve pozitivizmin yeni dünya dini ilan edildiğine dikkat çekiyor.

Savunmasında Öcalan şunları dile getiriyor; “Pozitivizm dinsel niteliğini olguculuğundan alır. Özü itibariyle pozitivizm için olgu en temel gerçekliktir. Olgusal olmayan gerçeklik yoktur. Hâlbuki araştırmalar ve felsefe olgunun algıyla aynı olduğunu (yani olgu=algı) göstermektedir. Algıcılık ise, en basit zihni işlemdir. Nesnenin en yüzeysel gözlemlenmesi sonucu oluşup kaba bilgilenmenin yöntemidir. Olguyu olguculuk haline getirmek, nesneye temel gerçeklik rolü bahşetmektir. Paganizmin (putçuluğun) temelinde de aynı yaklaşım vardı. Nesneyi tapınma konusu yapmak. Bu durumda pozitivizm istediği kadar din başta olmak üzere metafiziğe saldırsın, kendisi de nesne hakikatçiliği nedeniyle en kaba materyalist bir din haline gelmiştir, yani nesnelci putçuluğun modernitedeki yeni bir türevi, temsilcisi olarak metafiziktir.”

Pozitivizm en az ortaçağ teolojisi kadar zihinler üzerinde tahribat yarattığına vurgu yapan Öcalan, “Metafizik dünyanın sonu geldi deyip, milyonlarca yılın birikimi olan insani kutsallıkları çöp sepetine attı. …Din dışılık (laikos) ve olguculuğun (pozitivist felsefe veya din) kaba materyalizmle birlikte kapitalist tekellerle yakından bağlantılı ideolojik örgüler olduklarını çok iyi kavramak gerekir. Tam dört yüzyılı aşkındır yeni toplum üzerine bu üç ideolojik versiyonla toplumun manevi dünyası üzerinde tahrip ve terör hareketi yürütülmektedir” diyor.

LAİKLİK DİNDEKİ AHLAKİ ERDEMİ YIKTI

“Manevi kültürün, yani ahlakın binlerce yıldır etkisiyle varlığını koruyan toplum çözülmeden, kapitalizmin maddi kültürünün zaferi mümkün olamazdı” diyen Öcalan, ideolojik fethin bu nedenle gerektiğini ve din karşıtlığının da ahlaki boyutundan kaynaklandığını belirtiyor. Öcalan şöyle diyor: “Ahlaken boşalan toplumlar ya sapkınlaşır, ya kolayca teslim olurlar. Olan da bu oldu. Laiklik, din dışılıkla dindeki ahlaki erdemi yıktı. Pozitivizm olguculukla yeni putçuluğun yolunu açtı. Muazzam bir ahlaki düşüş de bu yolla gerçekleşti.”

Metafiziği insanlık için bir zaruret olarak değerlendiren Öcalan, metafiziğin insanlar için önemini, “Elinden metafizik dünyasını alırsanız veya yıkarsanız, ölüsü elde kalır. Ya da hiçbir kural tanımayan çılgın insanlar ortaya çıkar” diyor.

BURJUVA ENTERNASYONALİZMİ VEYA KÜRESELCİLİĞİ

İdeolojilerin her zaman simgesel bir nitelik taşıdığını ama önemli olanın neyin, kimin çıkarlarının simgelendiğinin olduğuna dikkat çeken Öcalan, “Zigguratın en üst katındaki tanrılar konseyi bir simgeydi. En alt kattakiler içinse kulluk, kölelik simgesellikleri oluşturulur. Kutsal tanrılar konseyinin onlarla karıştırılmaması için çok ince ve keskin çizgiler çizilir” diyor.

Bugünkü Davos toplantılarını ‘üst kattakilerin’ konseyi olarak niteleyen Öcalan şunları belirtiyor; “Birçok mekânlarda seçkin rahipler bu enternasyonalist ideolojiyi gelişmiş medya kanallarıyla misli görülmemiş yoğunlukta zihinlere, duygulara işlerler. Üniversite ve camiler, kiliseler geride kalmıştır. İletişim çağı küresellik çağıdır. Tüketimleri, eğlenmeleri tüm uygarlıkların son çağına göre nasılsa öyle sürüp gidiyor. İlk defa gerçek anlamda ekolojik çevre yok edilirken bile, kurulu dünyalarına toz kondurmak istemezler. Toplum, kent, kır, demografya sürdürülemezliğin gonklarını sürekli çalmalarına rağmen, enternasyonalist ideolojileri gereği gözleri kör, kulakları sağır kılınmıştır. İçeriğinden çoktan boşatılmış, seks-spor-sanat çılgınlıklarının uyuşturamayacağı hiçbir toplum odağı bırakılmamış gibidir.”

MİLLİYETÇİLİK ‘DİNİ’

Milliyetçiliği, üst kat enternasyonalistlerinin toplumun alt katlarını afyonlamak için dört elle sarıldıkları yeni ‘böl ve yönet’ dininin stratejik aracı olarak değerlendiren Öcalan, “ulus-devletin tek etkili dinidir” diyor. Öcalan, pozitivizm, laiklik, kaba materyalizm ve bilimcilik gibi ideolojik araçların hem doğurdukları sorunları, hem de yetersizliklerini gidermede kapitalist modernitenin onsuz edemeyeceği en etkili ideolojik araç olarak izah ediyor.

Dinlerin öyle ahret için, öte dünyalara inanç ve hazırlık için inşa edilmiş ritüeller olmadığına değinen Öcalan, dinleri “Siyasi program ve stratejilerdir. İbadet olarak günlük eğitim araçlarıdır.” şeklinde yorumluyor ve şöyle diyor: “Din çözümlemelerini olanca ağır örtünmelere rağmen bu tarz geliştirmek sosyolojinin temel işlevidir. Aksi halde bilimciliğin alt kolu olmaktan öte rol oynayamaz. Kaldı ki, dinlerin kutsallıkları vardır ve çok önemlidir. Bunları da açığa çıkarmak görevdir. Eğer din gerçekten kutsallıklarına da ihanet edilerek en kaba ideolojik araç haline sokulmuşsa, o zaman yeni, fakat bizzat vaizleri tarafından münafıklığa oynanan bir konuma itilmiş demektir. Kısaca din de günümüz milliyetçiliğinin en çok başvurulan bir aracıdır. Aracın aracı.”


 

ALİ GÜNDOĞDU -ANF

08:54 / 01 Temmuz 2009







Bu haberin geldigi yer: www.dozaciwanan.com
http://www.dozaciwanan.com

Bu haber icin adres:
http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=50103